Zirve Ekibi: Süleyman VARDAL (E.B.), Tolga AKTEPE, Necmettin NUR, A. Kerim AKKIŞ, Hasan Bülent KARATAŞ, Ali ÖZCAN
Alt Ekip: Ayşegül GEDİK, Ayşegül KARAKAŞ, Armağan ve Özgül
29 Ekim Cuma günü saat 23:50'de tren istasyonunda buluştuk. Trenimiz saat 01:30'da hareket etti. Saat 06:30'da Ulukışla'daydık. Ulukışla'dan Darboğaz Köyü'ne gidecek olan dolmuş saat 09:30'da olduğu için o saate kadar tren istasyonunun bekleme salonunda bekledik. Fakat resmi tatil olduğu için dolmuşlar çalışmıyordu. Otostopla Darboğaz kavşağına gidip oradan da Darboğaz Köyü'ne yürümeye karar verdik. E90'a çıkıp gruplara bölündük. Bizim şansımıza (Tolga'nın sihirli parmağının da rolü büyük) mersedes durdu. Diğer ekibin şansına bir gazete dağıtım kamyonu durdu. Biz mersedesten Darboğaz kavşağında indik. Diğer ekipte kamyonla geldikten sonra Darboğaz Köyü'ne doğru yürümeye başladık. Daha yürüyüşümüzün başında iken köye gitmekte olan bir satıcı bizi kamyonetine aldı. Halı ve battaniyelerin üzerinde Darboğaz Köyü'ne ulaştık. Meydanda inerek, İstanbul'dan gelecek olan Çağrı ve Özgül'ü beklemeye başladık. Biz köy kahvesinde çaylarımızı içip, köylülerin sorularını cevaplarken onlarda geldiler. Bir minibüs kiralayıp kamp yeri yakınındaki otel inşaatına kadar gittik. Oradan kamp yerine yaklaşık 45 dakika yürüyerek ulaştık. Dipsiz Gölün oradaki su kaynağının yakınına çadırlarımızı kurduk. Gölde ve kaynakta sadece oraya özgü bir kurbağa türü yaşamaktaydı. Öğle yemeğimizi yedikten sonra canımız biraz kudurmak istedi. Necmettin'in kendini kamyon zannetmesiyle başlayan olaylar herkese yansıdı. En sonunda içimizdeki fazla enerjiyi atmak için Amerikan futbolunu nazikçe oynamaya karar verdik. Oyunun berabere olarak bittiğini ilan ettikten sonra hava kararıncaya kadar muhabbet ettik ve yarın için neler yapılacağını kararlaştırdık. Hava kararınca çadırlarımıza girip uyuduk.
Ertesi gün yani 30 Ekim Cumartesi saat 04:30 sularında Süleyman Hoca'nın sesiyle uyanıp kahvaltımızı yaptık. Saat 05:30'da zirveye gitmek üzere yola çıktık. Sırt hattına ulaştıktan sonra sırt hattını takip ederek, zaman zaman karlı zemin üzerinde yürüyerek zirveye saat 09:00 sularında ulaştık. Manzara gerçekten harikaydı. Medetsiz Zirvesi'nden Aladağlar sinsilesi, Erciyes ve Hasandağ harika görünüyordu. Seyhan ve Çatalan baraj gölleri ve hatta Akdeniz bile görünüyordu. Zirve defterini imzalayıp, fotoğraf çektik. Bir şeyler atıştırıp etrafı seyrederken sis tabakasının hızla üzerimize doğru geldiğini gördük. Toparlanıp dönüş yoluna çıktığımızda saat 10:00 olmuştu. Saat 12:00'da kamp yerimize ulaştık. Biraz dinlenip, yemek yedikten sonra Dipsizgöl'ü ve daha ilerideki Karagöl'ü görmeye gittik. Hava kararmadan kamp yerimize döndük.
Saat 22:00 sularında Süleyman Hoca'nın yaptığı pudingi Tolga, Necmettin, ben yedik. Tüm ekibi çağırmamıza rağmen!!! uyanıp, çadırdan çıkmak istemediler. Havanın soğuk olması da buna sebepti. Bizde 4 kişi fazla fazla pudingden yedik.
31 Ekim Pazar günü kamp alanına güneş geldikten sonra kalkıp, kahvaltımızı yaptık. İyice karnımızı doyurduktan sonra çantalarımızı toplamaya başladık. Saat 11:00'da dönüş için yola çıktık. Otel inşaatının arkasındaki vadiden Darboğaz Köyü'ne sağ taraftaki patikayı (Süleyman Hoca'nın ısrarla soldan gidelim demesine rağmen, öncü gönderip doğru yolun orası olduğunu anladık.) takip ederek Darboğaz Köyü'nün dışındaki bahçelere ulaştık. Orada armut çalarken bahçenin sahibi olan nineye yakalanıp, ona armut toplamasında yardım ettikten sonra köye vardık. Köyde birer çay içtikten sonra bir minibüs ayarlayıp köyden E90'a gitmek üzere yola koyulduk. Tatil dönüşü olması sebebiyle otobüslerin dolu geçmesini de bahane ederek Adana'ya otostopla dönmeye karar verdik. İstanbul'dan gelen arkadaşlar Ulukışla'ya gidip oradan İstanbul'a gitmeye çalışacaklardı. Onlarla minibüste vedalaşarak E90'da minibüsten indik. Otostop çekerken gruplara ayrıldık. İlk grubun durdurduğu minibüs diğer gruptakileri de yoldan toplayarak Adana'ya kadar getirdi. Böylece ÇÜDAK olarak ilk Medetsiz tırmanışını tamamlamış olduk.
NOT: Adana kanal köprüden sabah Darboğaz'a, akşam da Darboğaz'dan Adana'ya otobüs varmış.
Hasan Bülent KARATAŞ